İCRA HUKUKUNDA İTİRAZIN KALDIRILMASI

İcra Hukuku ozgurgunes

İcra Hukuku
İtirazın Kaldırılması Davaları
İK. Md. 68-70’de düzenlenen itirazın kaldırılması kurumu, borçlunun itirazı ile duran ilamsız icra takibine, ilamsız icra prosedürü içinde devam edilmesini sağlayan yollardan biridir.

Borçlunun, alacaklının gönderdiği ödeme emrine süresi (7 gün) içinde itiraz ederek takibi durdurması üzerine alacaklı dilerse icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunabilir.

Ancak alacaklıya, borçlunun itirazını icra mahkemesinde çabuk ve basit bir şekilde kaldırtmak imkanı tanınırken, borçlunun hakkının tehlikeye sokulmaması gerekir. Yani borçlunun gerçekten borçlu olduğu hakkında güçlü delillerin bulunması halinde, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilmelidir. Bu nedenle, alacağı m.68-68/a’daki belgelerden birine dayanmayan alacaklı, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyemez. Başka bir değişle, yalnız, takip konusu alacağın m.68-68/a’daki belgelerden birine dayanması halinde, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir.

İTİRAZIN KALDIRILMASI BİR DAVA DEĞİLDİR. İtirazın kaldırılması, borçlunun borcu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir yoldur. Burada alacaklı, alacağını yalnız m.68-68/a’daki belgelerden biri ile ispat edebilir. Borçlu da itirazını kural olarak yalnız belge ile ispat edebilir.

İTİRAZIN KALDIRILMASINDA TANIK VE YEMİN DELİLLERİNE BAŞVURULAMAZ. Bu nedenle, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebinin kabul ve reddi hakkındaki kararları maddi anlamda kesin hüküm (HUMK m.237) teşkil etmez.

İtirazın kaldırılması talebi bir süreye tabidir. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden (m.62,II) itibaren altı ay içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir, istemezse bir daha ilamsız takip talebinde bulunamaz. Bu altı aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Alacaklı, bu altı aylık süre geçtikten sonra itirazın kaldırılmasını isterse, icra mahkemesi, süre konusunu re’sen göz önünde bulundurarak itirazın kaldırılması talebini, esasa girmeden, süre aşımından dolayı reddetmek zorundadır.

İtirazın kaldırılması konusu kanunda “itirazın kesin olarak kaldırılması” ve “itirazın geçici olarak kaldırılması” olarak iki başlık altında düzenlenmiştir. Borçlu eğer;

a) Borca itiraz ederek takibi durdurmuşsa, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kesin olarak kaldırılmasını (İİK. mad. 68),

b) imzaya itiraz ederek takibi durdurmuşsa, alacaklı icra mahkemesinden itirazın geçici olarak kaldırılmasını (İİK. mad. 68a),

isteyebilir
İTİRAZIN KESİN OLARAK KALDIRILMASI(m. 68)

Alacaklının, genel haciz yolu ile ilamsız takibe gönderttiği ödeme emrine borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurması üzerine, elinde İİK md. 68’de öngörülen belgelerden birisi bulunan alacaklı, icra mahkemesi’ne başvurarak itirazın kesin olarak kaldırılması’nı isteyebilir.

İtirazın kesin olarak kaldırılmasının amacı, borçlunun takip konusu borca itirazının kesin biçimde ortadan kaldırılmasıdır.

İcra mahkemesi, itirazın kesin olarak kaldırılmasına karar verince, alacaklı, itiraz ile duran icra takibine devam edilmesini yani, borçlunun mallarının haczini isteyebilir. Bunun için itirazın kesin olarak kaldırılması kararının kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, itirazın kaldırılması kararı kesinleşmeden satış yapılamaz (İİK. md. 364,III).

Alacaklının, yapmış olduğu genel haciz yolu ile ilamsız takibe itiraz ederek, takibi durdurmuş olan borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasını icra mahkemesinden isteyebilmesi için;

a) Alacaklı tarafından yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. Ortada geçersiz, borçlu tarafından her zaman şikayet yoluyla iptal ettirilebilecek bir ilamsız takip varsa, bu takipte istenen borca borçlu tarafından itiraz edilmişse, alacaklı bu itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvuramaz.

b) Alacaklının, ilamsız takip konusu yaptığı borç, maddi hukuk bakımından geçerli olmalı ve miktarı belirli olmalı yani; alacak miktarını tespit yargılama yapılmasını gerektirmemelidir.

İİK. m.68,I’de öngörülen nitelikteki bir belgeye dayanılarak icra takibinde bulunmuş olan alacaklının alacağı eğer maddi hukuk bakımından geçerli değilse, örneğin bir kumar borcu, bahis borcu, evlenme tellallığı veya başlık parasından dolayı takipte bulunmuş ve borçlu bu takibe, borcun kumar borcu, evlenme tellallığı yada başlık parası olduğunu belirten yazılı belgesiyle birlikte itiraz ederek, takibi durdurmuşsa alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kesin olarak kaldırılmasını isteyemez. Aynı şekilde, alacaklı miktarı belli olmayan ve hakim tarafından yargılama yapılarak miktarı belirlenebilecek veya takdir edilebilecek olan bir alacak (teminat olarak düzenlenmiş senet veya cezai şart) için takipte bulunmuşsa, borçlunun yapılan takibe itiraz edip takibi durdurması üzerine alacaklı icra mahkemesine başvurup itirazın kesin olarak kaldırılmasını isteyemez.

c) Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalıdır. Borçlu 7 günlük süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiş yada süresinden sonra itiraz etmişse, ilamsız takip kesinleşmiş olacağından ve alacaklı kesinleşen takibin devamını isteyebileceğinden alacaklının itirazın kaldırılmasını istemekte hukuki yararı bulunmaz.

d) Alacaklı, itirazın iptali için mahkemede dava açmamış olmalıdır. Borçlunun itirazı ile, hakkında yapılan genel haciz yolu ile ilamsız takip durduktan sonra, alacaklı, mahkemeye başvurarak itirazın iptali davası açmışsa, daha sonra bundan vazgeçerek icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyemez.
e) Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine başvurmuş olmalıdır. Yasada öngörülen bu süre hak düşürücü süre olduğundan, başvurunun bu süre içinde yapılmış olup olmadığını, icra mahkemesi kendiliğinden araştırır.

Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmazsa yeniden ilamsız takip yapamaz. Bu hükmün anlamı şudur: alacaklı, altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemezse, bir daha itirazın kaldırılmasını isteyemez. Ancak altı aylık süre geçince icar takibi düşmez. Alacaklının İİK. m.67,I uyarınca itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak itirazın iptalini isteme hakkı da vardır. Eğer alacaklı itirazın tebliğinden itibaren ne altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve ne de bir yıl içinde mahkemeden itirazın iptalini istemezse, artık bundan sonra aynı alacak için yeni bir ilamsız takip yapamaz.

Buradaki altı aylık sürenin başlangıcı, borçlunun icar dairesine yaptığı itiraz tarihi olmayıp, bu itirazın alacaklıya tebliğ edildiği (İİK. m.62,II) tarihtir (İİK. m.67,I)

İtirazın kaldırılmasını isteme süresi kural olarak altı ay ise de, bazı özel durumlarda, bu süre yedi güne indirilmiştir. Örneğin; alacaklı gecikmiş itirazda daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa, mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde (İİK m.65,V) ve ihtiyati hacizde de itirazın tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde (İİK. m.264,II-V) icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemek zorundadır.

f) Alacaklının elinde, İİK m.68,I’de birer birer sayılan, alacaklıya itirazın kesin olarak kaldırılması yetkisini veren belgeler bulunmalıdır.

Bu belgeler şunlardır;

I – İMZASI İKRAR EDİLMİŞ ADİ SENET

İcra takibinin dayanağı olan bir adi senet altındaki imza borçlu tarafından kabul edilir ve senet belli bir meblağ için kayıtsız şartsız bir borç ikrarını ihtiva ederse, alacaklı, bu senede dayanarak itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir ve alacaklı olduğunu bu senetle ispat edebilir.
Senet borç ikrarını içerecektir. Senetten koşulsuz olarak bir borcun ikrar edilmiş olduğu anlaşılacaktır. Bu nedenle senet, bir borç ikrarını içermiyor da sadece bir paranın alındığını gösteriyorsa o zaman bu senet, diğer belge ve senetlerle tamamlanıp hepsi birlikte hepsi birlikte borç ikrarını içermedikçe, sadece o senede dayanarak itirazın kaldırılmasına karar verilemez.

Kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarının, adi senet niteliğinde bir belgede yazılı olması gerekir. Bu adi senet altında borçlunun imzasının bulunması gerekir. Borçlunun imzasını taşımayan adi belgeler, m.68,I’deki belgelerden değildir. Ayrıca senette borçlunun borçlu olduğunu kabul ettiği borç miktarı açıkça gösterilmelidir. Borç miktarını göstermeyen ve fakat borçlunun yalnızca borçlu olduğunu bildiren belge m.68,I anlamında bir belge değildir.

Alacaklının yukarıdaki niteliklere sahip bir adi senede dayanarak icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilmesi için, senet altındaki imzanın, takip borçlusu tarafından ikrar edilmiş olması gerekir. Borçlu itiraz ederken imzayı ikrar ettiğini açıkça bildirebilir. Fakat, genellikle borçlu imzasını zımni olarak ikrar eder.
Alacaklının birden fazla belgeye dayanması halinde ise bazen, alacaklı ile borçlu arasında düzenlenen ilk belgeden, borçlunun borcunu kayıtsız şartsız ikrar ettiği anlaşılmaz. Az öncede değinildiği gibi alacaklı yalnız böyle bir belgeye dayanarak itirazın kaldırılmasını isteyemez. Fakat alacaklı ve borçlu arasında daha sonra düzenlenen ve ilk belge ile bağlantısı olan yani birbirini tamamlayan diğer belge ile, ilk belgenin birlikte incelenmesinden borçlunun belli bir parayı kayıtsız şartsız borçlu olduğu sonucuna varılırsa, icra mahkemesi, bu belgeler zincirine dayanarak, itirazın kesin kaldırılmasına karar verir.

II – İMZASI NOTERLİKÇE ONAYLI SENET (ONAYLAMA BİÇİMİNDEKİ NOTER SENETLERİ)

İmzası ikrar edilen adi senetler gibi, kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren imzası noterlikçe onaylanmış senetlerde, itirazın kesin kaldırılmasını sağlayan belgelerdendir (m.68,I). Bilindiği gibi noter senetleri ikiye ayrılır.

a) Düzenleme biçimindeki noter senetleri

Bu senetler, bizzat noter tarafından düzenlenir. Kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içeren düzenleme biçimindeki noter senetleri İKK m.38. madde gereği ilam hükmünde olup, elinde böyle bir senet bulunan alacaklı, ilamlı icra yoluna başvurur. Yani İİK m.68,I’de belirtilen noter senetleri düzenleme biçimindeki noter senetleri değildir.

b) İmzası noterlikçe onaylı senetler

Bu senetler noterler tarafından düzenlenmeyip taraflarca dışarıda hazırlanan, sadece notere onama için sunulan senetlerdir. İmzası noterlikçe onaylı bir senedin, itirazın kaldırılmasını sağlayıcı nitelikte bir belge olarak kabul edilebilmesi için, imzası ikrar edilen adi senetlerde olduğu gibi kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmesi gerekir.

III – RESMİ DAİRELERİN VEYA YETKİLİ MAKAMLARIN YETKİLERİ DAHİLİNDE VE USULÜNE GÖRE VERDİKLEİ BELGELER

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu belge ve makbuzlar resmi daireler ve yetkili makamlar tarafından düzenlenmiş olduklarından bunlarda borçlunun imzası bulunmaz. Fakat, bu belgelerin, itirazın kaldırılmasını sağlayıcı nitelikte sayılabilmesi için, borçlunun, belli bir para borcunu kayıtsız şartsız ödemek zorunda olduğunu göstermeleri gerekir.

IV – KREDİ KURUMLARI İLE İLGİLİ BELGELER

Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmeyen hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar, İKK 68,I’de belirtilen belgelerden sayılır. Krediyi kullanan taraf, itiraz etmediği hesap özetinin dayandığı belgelerde kendisine izafe edilen imzayı kabul etmiş sayılır.

V – BORÇLUNUN RESMİ DAİRELER VEYA MEMURLAR HUZURUNDA BORÇ İKRARINDA BULUNMASI 

VI – İHTİYAR HEYETİ TARAFINDAN ONAYLI SENETLER

İmza edemeyen veya yazı bilmeyen bir borçlunun parmak izi veya mührünü taşıyan ve ihtiyar heyeti tarafından HUMK m.297’ye uygun biçimde onaylanmış senetlerinde İİK m.68,I anlamında itirazın kesin kaldırılmasını sağlayıcı nitelikte belgelerden sayılması gerektiği görüşü benimsenmiştir. Ancak Yargıtay karşı görüştedir.

Her durumda bir avukattan yardım almanızı şiddetle tavsiye ederim.