Boşanma ve Tedbir Nafakası Davası

T.C.
YARGITAY
3. Hukuk Dairesi

E:2011/5845
K:2011/11638
T:05.07.2011

Boşanma ve Tedbir Nafakası Davası
Davaların Birleştirilmesi

Özet
İki dava arasında, birlikte tahkikat yapılmasını ve tek bir hüküm verilmesini haklı gösterecek derecede yakın ve hak benzerliği bulunması halinde davalar arasında bağlantı var demektir. Dava dosyalarının birleştirilebilmesi için bu davaların aynı sebepten doğması ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması gerekir. Her iki davada tarafların aynı kişiler olması, maddi ve hukuki bağlantı olmadıkça birleştirmeyi gerektirmez. Boşanma ve tedbir nafakası dava dosyalarının birlikte görülmesini gerektiren nedenlerin oluşmadığı düşünülmeden karar verilmesi isabetli olmamıştır.

4721 s. Yasa m. 186,195,197,201
1086 s. Yasa m. 45

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının davacıyı dövdüğünü, bu nedenle ayrı yaşadıklarını belirterek 500 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, Gaziantep Birinci Aile Mahkemesi’nde 29.05.2009 tarihinde boşanma davası açtıklarını, her iki davanın birlikte görülmesi gereken davalar olduğundan birleştirme ilk itirazında bulunmuştur.
Mahkemece; her iki dosya arasında bağlantı olması nedeniyle Göksün Aile Mahkemesi’nde görülen tedbir nafakası dosyasının Gaziantep Birinci Aile Mahkemesi’nde görülen boşanma dosyası ile birleştirilmesine, dosyanın Gaziantep Birinci Aile Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
HUMK’nın 45/2. maddesinde; “Davalar ayrı mahkemelerde açılmış ise, bağlantı nedeni ile birleştirme talebi ikinci davanın açıldığı mahkeme önünde ilk itiraz olarak ileri sürülebilir”. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır” denilmektedir.
Davada, davacı kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu iddia edilerek TMK’nın 195 vd. maddeleri gereğince tedbir nafakası talep edilmektedir.
TMK’nın 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı Yasa’nın 197. maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır! Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK m. 186/son).
İki dava arasında, birlikte tahkikat yapılmasını ve tek bir hüküm verilmesini haklı gösterecek derecede yakın ve hak benzerliği bulunması halinde HUMK’nın 45/3. maddesi anlamında davalar arasında bağlantı var demektir. Bu davaların aynı sebepten doğması ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması gerekir.
Her iki davada tarafların aynı kişiler olması, maddi ve hukuki bağlantı olmadıkça birleştirmeyi gerektirmez. Ayrıca birleştirilen dava dosyalarının birinin diğerinin sonucuna etki yapması da olayda söz konusu değildir. Kaldı ki nafaka alacaklısının kendi ikametgahı mahkemesinde (MK m. 201) dava açma imkanı ortadan kaldırılmış olmaktadır. Bu durumda mahkemece; davaların birlikte görülmesini gerektiren nedenlerin oluşmadığı düşünülmeden yazılı şekilde birleştirme kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

1 Yorum

  1. Cansıu